Aile arabuluculuğunun uygulamaya geçirilmesinin gündeme getirildiği bu günlerde, 5 Aralık 2025 günü Kırıkkale’de boşanma sürecinde olan tarafların, taraf vekillerinin de bulunduğu bir avukatlık bürosundaki görüşme sırasında gerçekleşen silahlı saldırı sonucu bir kadın yaşamını yitirmiş, bir kadın ise ağır yaralanmıştır.
Ülkemizde bireysel silahlanmanın engellenmek bir yana çeşitli politikalarla teşvik edildiği bir ortamda, insanların sorun çözme yöntemi olarak cinayeti sıradan hale getirmesi, politik, idari, adli ve sosyo-kültürel boyutlarıyla acil müdahale gerektiren bir toplumsal sorun olarak karşımızda durmaktadır.
Kadın cinayetlerine bir yenisinin eklenmesine neden olan bu saldırı, taraflar arasında derin çatışmaların ve güç eşitsizliğinin bulunduğu aile hukukuna arabuluculuk getirilmesinin ne denli ağır ve öngörülebilir riskler içerdiğine ilişkin tüm uyarıları da doğrulamaktadır.
Silahın, insan katletmenin, ihkak-ı hakla ve dahası suç işleyerek “sorun çözmenin” olağanlaştığı ülkemizde, ruhsatsız silah ticareti ile kararlılıkla mücadele edilmedikçe, bireysel silahlanmayı artıran politikalar terk edilmedikçe ve toplum bu konuda etkin biçimde eğitilmedikçe benzer vahşetlerin yaşanmaya devam edeceği açıktır. Böylesi kırılgan bir toplumsal zeminde dava şartı olarak aile hukukunda arabuluculuk uygulamasının hayata geçirilmesi ise yeni vahşet, şiddet ve katliamların önünü açacaktır.
İzmir Barosu olarak; yaşamını yitiren yurttaşımızın yakınlarına başsağlığı ve sabır, yaralı yurttaşımıza acil şifalar diliyor; failin hak ettiği cezaya çarptırılmasını, bireysel silahlanmayı teşvik eden tüm politikaların derhal terk edilmesini ve aile hukukunda zorunlu arabuluculuk uygulamasının geri çekilmesini talep ediyoruz.