Atatürk ve Bayrak
Sayfayı Yazdır Küçük Font Büyük Font

Tanıtım

17.06.2015 10:26:09


İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu

 

 

 

 

BASINA VE KAMUOYUNA

 

Çağımızın vebası olan şiddet sadece insanı değil, dünyamızı oluşturan tüm unsurları tehdit ediyor. İnsanlar şiddete karşı seslerini çıkarabilirken ,dünya ekosisteminin sessiz parçaları olan hayvanlar , ormanlar ,bitkiler çaresizce kendilerine yönelen şiddetle başbaşa kalıyor  ve şiddet uygulayanların elinde can veriyorlar. Ülkeler doğa ve hayvan hakları konusunda hergün yeni bir felakete sessiz kalıyor. Ülkemizin karnesi de -ne üzücüdür-ki  bu alanda oldukça zayıf .

 

Bilindiği üzere ülkemizde hayvanlar ile ilgili 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu mevcuttur.Bu yasa son derece dar,insan odaklı ,  hayvanların yaşama hakkına saygı duymayan , hayvanlara yönelik şiddete sessiz kalan,  yetersiz bir yasadır.Bu kanunun kapsamına bakıldığında bir hayvana işkence yaparak öldürmenin bedeli 250-TL'dir. İnancımıza göre nefes alan her canlıyı keyfi olarak öldürmek bir cinayettir. Kasten insan öldürmenin cezası Türk Ceza Kanunu'nda müebbet hapis cezası ,hatta canavarca hisle kasten öldürmenin cezası ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası iken , savunmasız bir hayvanı öldürmenin cezası sadece 250- TL'dir. Bir hayvana tecavüzün cezası 250-TL iken bu fiili kayıt altına almak Türk Ceza Kanunu'nun 226. Maddesinde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 5000 güne kadar adli para cezasıdır. Kayıt altına alınmayan tecavüzler cezasız kalmaktadır.  Zira mevzuatımızda, sahipsiz hayvana eziyet etmek ya da öldürmek ne yazık ki suç değildir! Yasaca kabahat olarak değerlendirilen ve karşılığı sadece para cezası olan bu fiillere ilişkin tanım, yetersizlikten ziyade trajikomiktir.  Aynı paralelde daha önce de İzmir'de ve başka şehirlerde  de , yaşanan kedi veya köpek cinayetleri, toplu katliamlar yasal eksiklikten kaynaklandığı gibi bir zihniyetten de kaynaklanmaktadır.

 

İnsanlık maalesef ki ekonomik bir değeri olmayan ve  işlevsel bir rol oynamayan  her türe  böyle pervasız davranmaktadır.  Haritalarda dahi görünmeyen , sadece yaban hayvanları ile ormanların  su ihtiyacını karşılayan dereler üzerine , suların derin havuzlarda toplanıp borulara hapsedildiği HES'ler yapmakta, kuş göç yollarının üzerine hiç inceleme yapmadan RES lisansları vermektedir.

            

Hükümetin ivedi olarak zihniyetini değiştirmesi gereklidir. Canlı cansız tüm varlıklar  ekosistemin parçalarıdır. Mevlana'nın söylediği gibi " herşey birbirine bağlı zincirin halkalarıdır, zincirin halkaları  koparsa , mahvoluş çabuk gelecektir".

 

Yasama'nın insan odaklı yasa yapmaya anlayışından vazgeçerek tüm yaşayanlara saygı temelli yasal düzenlemeleri yapması, bu konuda önlemler alması, artık hayvanlara şiddet, işkence ve tecavüzün cezasının hapis cezası olması, Türk Ceza Kanunu kapsamında yer alması gerekmektedir.

Hayvanlara işkence etme basit bir davranış değildir. Bu kişilerin  toplum için ileride ne derece tehlikeli olacaklarını kestirmek de güçtür. Prof. Dr. Sevil Gök Atasoy' un verdiği örneklere bakacak olursak seri katil ve tecavüzcülerin gençlik veya çocukluk dönemlerinde bu suçları önce hayvanlarda işledikleri görülmekte bu konuda önlem alınmayarak bu kişilerin insanlar üzerinde de aynı suçları işlemelerine zemin hazırlanmaktadır.  Acilen bu düzenlemeler yasalaşmalı, eğitim ve öğretim müfredatlarında da mutlaka  hayvan hakları anlatılmalıdır.

 

Yazılı ve görsel basından öğrendiğimiz , bir kedinin canavarca hisle, insan eliyle öldürüldüğü ve kayda alındığını gösteren haberler  bizi derinden üzmüştür. Hukuki düzenlemelerin yetersizliği ve pespayeliği ise üzüntümüzü arttırmıştır. Şiddeti önleme konusunda siyasi iradenin yetersizliği ve isteksizliği açıktır. Toplumu derinden üzen bu olay ardından, yasa koyucunun hayvanlara işkencenin yaptırımlarının ağırlaştırılması konusunda harekete geçmesi şarttır. Şayet harekete geçilmezse bu tarz eylemler İnsanlık onurunu bitireceği gibi ekosistemin güvenliğini de  tehlikeye düşürecektir. Toplum güvenliğinin ne derece yara alacağının takdirini de size bırakıyoruz.  Bu bağlamda Anayasa Komisyonları dahilinde yer alan Hayvan Hakları Komisyonu'nun derhal toplanarak çalışmalarına hız vermesi ile yeni yasal düzenlemelerin bir an önce bitirilmesi en büyük  temennimizdir.

                 

Adeta mağdur ve maktul hayvanlara değil de , şiddet uygulayan  insanlara güç veren 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası'nın değiştirilmesi ve hayvanların yaşam haklarının TCK kapsamında korunan bir hak olması, hak ihlallerinde de bu değerlendirmeye uygun cezalandırma tedbirlerinin yeniden belirlenmesi gerekmektedir. Bu bağlamda da öncelikleacı çekme yetisinesahip olan hayvanların eşya statüsünden çıkarılması gerekmektedir. Hayvanlar meta olarak görüldüğü sürece ,hayvanlara insancıl muamele  mümkün olmayacaktır.

 

Hayvan hakları bilincinin edinilmesi ve yaşanılan acı dolu görüntülerin son bulması açısından Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini göreve davet ediyoruz.

 

Dün olduğu gibi bugün de hayvanlara yönelik her türlü kötü muamele,eziyet,işkence ve öldürme gibi hayvan hakkı ihlalinin  karşısında olduğumuzu beyan eder, ekosistemin tüm unsurlarının barış ve uyum içinde yaşayacağı daha adil bir dünya kurmak ümidiyle hepinize teşekkür ederiz.

 

İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu

       Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi

            Avukat Ümit GÖRGÜLÜ

sol
  • aidat
  • Üyelerimize Yönelik Kampanyalar
  • Baro anlasmali saglik kuruluslari
  • Aramıza Yeni Katılanlar
  • Kaybettiklerimiz
  • baro kütüphane
  • Mobil Uygulama
  • Baro eimza
  • barokart
  • İleri Eğitim Programları
  • TBB SYDF
  • UBAP
sağ
İzmir Barosu Logo

© 2015 - İzmir Barosu Tüm Hakları Saklıdır, İzmir Barosu yazılı izni alınmadan kopyalanamaz.
Web sitesi İzmir